nailedrk 3 Takipçi | 5 Takip
Kategorilerim

Kent Kültürü

Kültür ve Sanat

Ropörtaj

Diğer İçeriklerim (5)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (3)
12 02 2014

Hatalar Mantıksızlıklar ve Çarpıtmalar Romanı: İskender

Hatalar Mantıksızlıklar ve Çarpıtmalar Romanı: İskender |  görsel 1

Elif Şafak’ın İskender romanını final ödevim olduğundan okuma fırsatı yakaladım. Genel olarak Şafak’a ve romanlarına önyargım olduğu için okumam. Zaten üniversitede de hocalarımız hiç tavsiye etmezler, hatta eleştirirler Bayan Şafak’ı. Mecburen okumak zorunda kaldım ama bitirdikten sonra kitabı kapatıp bir kenara koymak bana zor geldi. Kitapla ilgili düşüncelerimi yazmasam olmayacak. Öncelikle kurgu açısından değerlendirecek olursam hiç beğenmedim. Romanı okurken kullanılan zamanlar ve bu zamanların sürekli değişmesi okuyucuyu gereksiz yere zorluyor ve kitabı bunaltıcı bir hale sokuyor. Kitabın kapağı, Doğan Kitap yayınevinin Şafak üzerinden prim yapmaya çalıştığının bir gerçeği. Kitap ne anlatıyor, kapak ne anlatıyor ben hiç bağlantı kuramadım. Kitaba İskender adını koyması ise ayrı bir fiyasko… Çünkü İskender’den o kadar az bahsedilmiş ki romana en son koyulacak isim bence İskender’dir. Yazarın dil ve üslubu zaten başlı başına bir sıkıntı. Bir kere bu roman çeviri bir roman olduğu için okurken sanki Türk biri değil de, yabancı biri yazmış hissini veriyor. Yani bu kitabı Türk edebiyatı romanları kategorisine koyanlara pes diyorum. Kitap çeviri çeviri… önce ingilizce yazılmış, daha sonra Türkçeye çevrilmiş. Yani böyle olması Türkçenin anlam, kelime zenginliğini kısıtlıyor.  Dil konusunda başka bir konu ise yazarın yer yer kimsenin bilmediği ya da çok azının bildiği kelimeleri kullanmasıdır. Genel olarak dil sade fakat yer yer bilinmeyen kelimelere yer vermiştir Şafak. Fuat Bozkurt’un dediği gibi kendine ait bir üslup oluşturmaya çalışayım derken eline yüzüne bulaştırmış. Tarih bir öyle bir böyle, mekan bir öyle bir böyle ve kullandığı zaman bir öyle bir böyle. Anla... Devamı

07 02 2014

Tutkulu Bir Gençlik Yazarı: Ömer Sevinçgül

Tutkulu Bir Gençlik Yazarı: Ömer Sevinçgül |  görsel 1

ANI YAKALAYAN YAZAR!   Gençliğe yönelik, gençlik yazarı olarak bilinen Ömer Sevinçgül ile keyifli bir röportaj yaptık. Kendisine mail yoluyla ulaştım, beni kırmadı ve teklifimi kabul etti. Beni ofisine davet etti, ofisinde kahvelerle çikolatalarla ağırladı, tatlı yedik, tatlı konuştuk. Timaş Yayınlarının bünyesinde oluşan Carpe Diem’in kurucularındandır kendileri. Gençliğimizin sorunlarına, dertlerine ışık olan, gençlik ile kafayı bulmuş yazarımızın hedefi genç dimağlara umut olmak. Romanları, hikayeleri ve denemeleriyle tanınan yazarımız aynı zamanda ekibi ile birlikte Adı Yok dergisini her mevsim okurlarına sunmakta. Sanatıyla eserleriyle güzeli anlatan ve güzele yönlendiren yazarımız tatlı diliyle güzel güzel konuştu, ben de dinledim. “Herkes hissettiği yaştadır” diyen gönlü genç yazarımızı buyurun yakından tanıyalım.   Naile Direk: Biraz Kendinizden Bahseder misiniz?   Ömer Sevinçgül: İsmim Ömer Sevinçgül. Her şeyden önce insanım. Bu dünyada yaşıyorum. Yazar olmaya on beş yaşında karar vermiştim fakat daha sonra liseyi bitirdim üniversiteyi bitirdim, mühendisim ben ama bu arada yazmaya devam ettim. Üniversite bittikten sonra daha da yoğunlaştırdım yazma işlemini. Şuanda yayımlanmış yirmi üzerinde kitabımız var. Bunlardan bir kısmı İngilizceye çevrildi Arnavutçaya, Boşnakçaya… Yazmaya da devam ediyorum.   N.D: On beş yaşında yazar olmaya karar verdim dediniz ama yinede mühendislik okudunuz. Bunlar zıt değiller mi? Nasıl oldu?   Ö.S: O dönemde zaten bu kadar bilinçli değildim. Ben mühendisliğin yazarlığa mani olmayacağını da düşünüyorum. Hatta yazar olmak için edebiyat okumak lazım diye bir algı var bunun yanlış olduğunu dü... Devamı

06 02 2014

Atasözlerinde Kadının Olumsuz Kimliği

Atasözlerinde Kadının Olumsuz Kimliği |  görsel 1

Atasözlerinde Kadının Olumsuz Kimliği "Benim fikrimi sorarsan Sancho, doğru olmayan tek bir atasözü bile yoktur; çünkü işin aslına bakarsan bunların hepsinin temeli, tüm bilimlerin anası olan dolaysız deneyimlerden çakan gözlemlerdir." M.Cervantes, Don Kişot Türk edebiyatımızda, kültür araştırmalarında ve halk arasında atasözleri ve deyimlerin önemli bir yeri vardır. Yapılan araştırmalara göre edebiyatımızda kadını konu edinen atasözleri, erkeğe yönelik atasözlerinden daha fazladır. Atalarımız ?sağolsunlar- kadın ile ilgili her türlü olumlu ya da olumsuz özelliği en ince ayrıntısına kadar incelemeye çalışmış fakat erkekhususunda bu dikkati göstermemiştir. Bu yazımda kadını konu edinen atasözlerimizde eleştirici nitelikte olumsuz ifadeleri inceleyeceğim. 1-        At ile avrata inan olmaz. At ile kadının ne yapacağı belli olmaz. Sağı solu belli değildir. 2-        Avradın kazdığı kuyudan su çıkmaz. Kadınların yaptığı işten hayır gelmez. Kadın bir iş beceremez, gücü yetmez. 3-        İtte vefa olur, avratta vefa olmaz Sanırım yoruma gerek yok  4-        Kadını sırdaş eden tellal aramaz. Kadına bir sırrını mı söyledin? Hemen her yerde duyulur o artık. Bittin artık sen. 5-        Kızını dövmeyen dizini döver. Bu bilindik bir atasözü. Kızını önceden dövmen lazım, önceden terbiye etmen lazım ki sonra vahlamayasın. Atasözü güzel ama doğru mu değil mi bilemem. 6-        Kızın var, sızın var 7-    ... Devamı

06 02 2014

Zincirlikuyu Metrobüs Hattı: Bir Savaşın Başlangıcı

Zincirlikuyu Metrobüs Hattı: Bir Savaşın Başlangıcı |  görsel 1

Zincirlikuyu Metrobüs Hattı: Bir Savaşın Başlangıcı   Zincirlikuyu'da bulunan ve metrobüslerin aktarma durağı olan bu alan, bana göre tam bir mücadele alanı, bir savaş alanıdır. Medeni ülkemin adeta militan olduğu, canhıraş ve deli bir uğraşın verildiği bu yer bir kargaşa meydanıdır. Öncelikle metrobüs bu durağa bomboş gelir. Metrobüs gelmeden önce ön sırada bir baraj kurulur. İşte efendim bu kurulan baraj öyle bir baraj ki, bu barajı ne Real Madrid ne Barcelona kurabilmiş değildir. Burada insanlar birbirlerine rakip gözüyle bakıp, birbirlerine sinsi bakışlar fırlatırlar. Barajın en önemli kısmı, gelen metrobüsün kapısını denk getirebilmektir. "Denk getirsek de bir şey olduğu yok, insanlar vahşice itiyorlar" diyorsunuz biliyorum ama ilk kuralımız bu. Kapıyı denk getire bilmek. Metrobüs gelir kapılar açılır ve o azılı kalabalık birbirlerini ezercesine içeriye girip yer tutma savaşına gider, işte o esnada insanlar babasını bile tanımaz. O an öyle bir andır ki, mini mini, cici cici kızlar Gargamel'in kedisine döner. Burası insanoğlu için yeni bir mücadele alanı, bir sinir harbidir. Buraya onca boş metrobüs gelir, araç hınca hınç dolar, hareket edip gider ama kalabalık hiç mi hiç azalmaz hep artar. Herkes doluşur doluşur ve en sonunda savaşın bitimini, artık herkesin sakin olup yeniden baraj kurması gerektiğini ve tabii kapıların kapanmak üzere olduğunu hatırlatan bir siren sesi bağırır Zincirlikuyu'da. Siren sesinden sonra herkes yeniden hizaya geçer ve yeniden aynı manzaralar dönüp durur günboyu. Koca koca adamlar mı dersiniz, yaşlı başlı teyzeler mi dersiniz işte bütün hepsi bu savaşta birer asker olup karşımıza çıkar. Birde önlerine gelenleri iteleyenler var. Ayıp diyesim geliyor bazen. Bir yer kapma sevdası... Devamı

11 09 2013

İKİNCİ ELDEN DEĞİŞİME HAYIR !

Değişmeyen tek şey değişimdir derler bu doğru sözdür. İnsanların bir şeyleri uzun süre yapıyor olması bıkkınlık verir. Bazen her şey zamanla monotonlaşır. Ben kendi isteğimle değişebilirim ama başkasının olması istediği kişiye dönüşemem. İnsanlar gerçekten çok şey isterler. En yakın dostun sırf onun işine yara diye sana sürekli şöyle ol böyle ol der. Ya da kocan -her erkek gibi- seni olmadığın bir insan olmaya zorlar. Sırf kendisi seni öyle görmek istediği için. Empati dile üç hecedir ama inanın zordur. Karşındaki seni asla tam anlamıyla anlayamaz. Kötü insanlar karşısındakini değişime zorlar. Kötü insanlar diyorum çünkü birini zorla istemediği birine dönüştürmek ve onu kasıntı bir insan olmaya zorlamak gerçekten kötüdür. Denetim altına alınmış gibi hissetmiyorum. Ben başka ellerin her işime burnunu sokmasıyla değişemem, ben evcilleşemem bu yüzden değişime hayır!.   Devamı