nailedrk 3 Takipçi | 5 Takip
Kategorilerim

Kent Kültürü

Kültür ve Sanat

Ropörtaj

Diğer İçeriklerim (5)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (3)
06 02 2014

Zincirlikuyu Metrobüs Hattı: Bir Savaşın Başlangıcı

Zincirlikuyu Metrobüs Hattı: Bir Savaşın Başlangıcı |  görsel 1
Zincirlikuyu Metrobüs Hattı: Bir Savaşın Başlangıcı
 

Zincirlikuyu'da bulunan ve metrobüslerin aktarma durağı olan bu alan, bana göre tam bir mücadele alanı, bir savaş alanıdır. Medeni ülkemin adeta militan olduğu, canhıraş ve deli bir uğraşın verildiği bu yer bir kargaşa meydanıdır. Öncelikle metrobüs bu durağa bomboş gelir. Metrobüs gelmeden önce ön sırada bir baraj kurulur. İşte efendim bu kurulan baraj öyle bir baraj ki, bu barajı ne Real Madrid ne Barcelona kurabilmiş değildir. Burada insanlar birbirlerine rakip gözüyle bakıp, birbirlerine sinsi bakışlar fırlatırlar. Barajın en önemli kısmı, gelen metrobüsün kapısını denk getirebilmektir. "Denk getirsek de bir şey olduğu yok, insanlar vahşice itiyorlar" diyorsunuz biliyorum ama ilk kuralımız bu. Kapıyı denk getire bilmek. Metrobüs gelir kapılar açılır ve o azılı kalabalık birbirlerini ezercesine içeriye girip yer tutma savaşına gider, işte o esnada insanlar babasını bile tanımaz. O an öyle bir andır ki, mini mini, cici cici kızlar Gargamel'in kedisine döner. Burası insanoğlu için yeni bir mücadele alanı, bir sinir harbidir. Buraya onca boş metrobüs gelir, araç hınca hınç dolar, hareket edip gider ama kalabalık hiç mi hiç azalmaz hep artar. Herkes doluşur doluşur ve en sonunda savaşın bitimini, artık herkesin sakin olup yeniden baraj kurması gerektiğini ve tabii kapıların kapanmak üzere olduğunu hatırlatan bir siren sesi bağırır Zincirlikuyu'da. Siren sesinden sonra herkes yeniden hizaya geçer ve yeniden aynı manzaralar dönüp durur günboyu. Koca koca adamlar mı dersiniz, yaşlı başlı teyzeler mi dersiniz işte bütün hepsi bu savaşta birer asker olup karşımıza çıkar. Birde önlerine gelenleri iteleyenler var. Ayıp diyesim geliyor bazen. Bir yer kapma sevdasına düşmüş bu durakta ki insancıklar. Benim gibi küçük bir kızın bu savaşı kazanabilmesi için kırk fırın ekmek yemesi lazım. Abartmıyorum! Beni bir keresinde tam oturacakken teyzenin biri itelemişti. Metrobüs insanların gerçek yüzünü gösteriyor bana. Adeta bir insanölçer gibi. Durakta birde sarı bir çizgi var. Orayı geçmeyelim de, tehlikeliymiş de. İnsanlar bunu takmıyor bile. Bu durak, binlerce vahşiliğe, hırsa, kalabalığa şahit olur ve bunların hepsini tam ensesinde hisseder. Allah aşkına, buradan uzaklara gidip belgesel filmi çeken BBC elemanlarına sesleniyorum; gelin İstanbul'a, gelin bu durağa ve vahşi hayat neymiş görün. Toplu taşıma araçlarının panterleri olan yaşlı teyzelerin savaştan nasıl galip çıktığını görün. Metrobüs yolunda gidiş var da dönüş yoktur. Bu yüzden bu durağa, yani bu savaşa gelmek için bir kez daha düşünün.

4
0
0
Yorum Yaz